< Şiirlerim, Hikayelerim, Yazılarım... - Blogcu




<< ÜSKÜDAR SEVGİSİ >>

 

 

Gözlerimin bebeğisin Üsküdar! ...
Kavuşamadığımız sevgili gibi;
Asla! hâsretine dayanamam.
Öyle güzelsin ki; sana kıyamam.

Sevdâların bir başkadır Üsküdar!
Doyumsuz güzellikler gibi;
Sana dokunamam temiz aşklar gibi;
Sen anlatılmaz, yaşanırsın Üsküdar! ...

Sokakların târih kokar, câmii'lerin nurludur;
Sultânları, paşâları, bağrında yaşatansın!
Âziz'ler ahmed'ler, daha niceler....
Sana duacıdır; sana minnettar Üsküdar! ...

Sarâyların köşklerin var, nâzlısın Üsküdar! ...
Sana gıpta ile bakar herkes, gururlan,
Lâl olmuş diller, suskun, konuşmaz;
Sana gönül çiceklerimi açtım, kokla Üsküdar! ...

Batan güneşin bir başkadır Üsküdar!
Seyreyle doya doya Salacak'tan.
Sevdâmız, anılarımız, kız kulesi...
Yakamozları sana bıraktım, okşa Üsküdar! ...

Sen sebepsin; seni çok sevdim Üsküdar;
Yollarına bakıyorum; gözlerim donuk, yaşlı...
Ah! ümit dolu gençliğim, mevsimlerim öldü de;
Ne sevdâm bitti, ne sana özlemim Üsküdar!

Hayâtımı seninle yaşadım Üsküdar!
Çocukluğum, arkadaşlığım, gençliğim,
Sevmenin tadını... ayrılığın acısını....
Sana bakıpta ağladım, ağladım Üsküdar! ...

Safure Kalafat

o3.o7.2oo4

 

 

 

<< Yanlızlık Türküsü >>

 

 

<< Yanlızlık Türküsü >>

Uykularım bölünür en kuytu acılarla...
Geceler sabâhlar koynumda çırıpcıplak,
Mutluluk avuçlarımdan kayar sessizce,
Arzularım deli mâvi çalkanır boşlukta.

Okyanus kadar derin hayâllerim,
Sürüklendiler vurdular ıssız kıyılara,
Lâl olur diller öksüz kalır sevdâlar,
Ayrılık kervânı yürür gönlüm isyanda!

Aynalar gölge oyunu oynar gözlerimle,
Dizilir karşıma anılar hesap sorar,
Kaç mevsimler düştü hayâtımdan...
Yarınlar kör nokta geçti ömür elvedâ!

Hâtıralar besler acıları dinmez sancılar,
Yanlızlık türküsü dudaklarımı yakar,
Hazân olur yüreğim gel gitleri yaşar,
Fırtınalar eser içimde dökülür yapraklar...

 

Safure Kalafat

          29.o1.2oo7

 

 

<< Ahh! Umut Dolu Gençliğim >>

 

Ahh! umut dolu gençliğim,
Nasılda harcandın acımasızca,
Hayâtı yaşayamadın gönlünce,
Gülmedi tâlih yüzüne.

Ahh! umut dolu gençlığım,
Annenin nâzlı kelebeğidin,
Cânım dilberlerin sultânıydın,
Güllerin soldu ellerinde.

Ahh! umut dolu gençliğim,
Acılarla arkadaş oldun senelerce,
Hani dostların sevenlerin nerede?
Unuttular, gittiler, birer birer...

Ahh! umut dolu gençlğim,
Aldılar sevdiğini elinden,
Kadere takıldı hâyellerin,
Aşk şarabını içemedim kana kana.

Safure Kalafat

 

<< Ortadoğu >>

Ortadoğu sen gönüllerin sönmeyen yangını...
Bitmedi yıllardır özgürlük savaşların...
Ortadoğu'nun Cengâver yürekli evlatları...
Ana sütü gibi helâldir size Ortadoğu toprakları!

Götürseler yüreğimi Filistin sokaklarına...
Ecdâdımın ayak bastığı mübârek topraklara,
Dualarım çıksa Mescid-i Âksa da arşa...
Şehâdete ermiş gül yüzlü çocukları koklasam.

Barış güvercinleri olsun tanklar,sılahlar,
Kan yerine,sevgiler oluk oluk aksın gönüllere
Ölmesin çocuklar,ağlamasın Analar!
Barut kokan sokaklara özgürlük gelsin.

Ortadoğu'nun sokaklarında vurun beni,
Zülmü yıksın İnsânlığın hâkça düzeni!
Elbet bir gün güneş doğacak sana ortadoğu,
Zafer şarkıları söylenecek sokaklarında.

Safure Kalafat

 

<< Hasretim Birtânem Ben Sana Hasret >>

Seni düşündükçe acıyor canım ince ince...
Hasret türküleri gibi yanıyor, yanıyorum...
Özlemin büyüyor kâlbimde deli gibi;
Hasretim birtânem ben sana hasret!

Bilemessin nasıl yokluğun sarıyor bedenimi,
Her gece düşlerimde sabahlıyorum seni,
Bitsin bu ayrılık vuslatım ol yakalım geceleri,
Hasretim birtânem ben sana hasret!

Senden başkasını sevmedim
sana hasretim,

Her yanım sevdâ kokuyor,
yanık yanık...
Sevdân
yakıyor içimi yağmurum ol söndür ateşimi,
Hasretim birtânem ben sana hasret!

Ben sensiz olamam sensizlik ölümdür bana,
Toprağın yağmura hasreti gibi hasretim sana,
Dudaklarım susadı dudaklarına bir damlan yeter bana,
Hasretim birtânem ben sana hasret!

Buluşsun artık ellerimiz sevdâm hasret sana,
Yollarını bekliyor gözlerim tenim tenine hasret,
Alın yazım, iki cihânda helâlim ol yeter bana,
Hasretim birtânem ben sana hasret!

Safure Kalafat

Bu şiirimi,15/ 6 /1995 tarihinde, Emirgân çay bâhçesinde yazmıştım.

 

 

 

 

DÖRDÜNCÜ ISTANBUL ŞİİRİM... YENİ

<< Canım Cananım Istanbul'um >>

Medeniyetlerin Anası Dünyâ'nın başkenti,
Bugün dolaştım Târih kokan sokaklarını,
Emirgân'da demir attı gönlüm.
Seyrettim güzelliğini doya doya...
Canım, cananım Istanbul'um!

Ne güzel şey seninle nefes almak,
Bir ömrü seninle mutlulukla yaşamak,
Sevmeyi senin kemâlinden öğrendi gönüller,
Sen müâllimsin, çiğdemsin, ebrûsun, lâlesin...
Canım, cananım Istanbul'um!

Söyle Istanbul kimler sevmek ki seni,
Kimler konuk olmad
i
ki muhteşem sarâylarına,
Krallar, kıraliçeler, meftun oldu güzelliğine...
Sana yazılır şiirler,şarkılar, gönüllerin sultânı,
Canım, cananım Istanbul'um!

Dört mevsim seninle bir başka yaşanır,
Sonbahârda ayrılan gönüller yanar ayazında,
Karlar bile bir başka yakışır güzelliğine,
Süsler marmara'yı beyaz gelinçikler...
Canım,cananım Istanbul'um!

Ezânlar bir başka okunur Câmii'lerinden,
Kuşatır dört biryanı misk amber kokusu,
Râhmed yağmurların yağar sessiz sessiz...
Yeşile doyar bağların bostânların,
Canım, cananım Istanbul'um!

Güneş ufuktan doğar ihtişâmına,
Aşıkların gülüşüne benzer güzelliğin,
Boğaz'a inci gerdanlık takar yedi tepeler,
Yayılır sokaklarına akasya kokusu,
Canım, cananım Istanbul'um!

Geceleri yıldızlar aydınlatır özgürlüğünü,
Muhteşem siluetin yansır mâviye,
Yakâmozlar dans eder güzelliğinle,
Nâzire yaparsın seven gönüllere,
Canım, Cananım Istanbul'um!

Safure Kalafat

<< Seviyorum >>

 

<< Seviyorum >>

 

Sana geleceğim bu akşam,
Nereye gittiğimi bilmeden,
Yıllardır sakladığım özlemlerimi,
Sunacağım sana damla damla...

Seviyorum seni herşeyimsin!
Sensizlik ölümdür. biliyorsun,
Tanımadım senden başkasını,
Vurur gecelerime hasretin.

Sana kıyamam mâviş gözlüm,
Her yanım sen kokuyor,
Okşa bakışlarınla çıngınca,
Deli dolu sarhoş olalım...

Dolunay gibi; sevdâ yüklüyüm,
Sev beni ölesiye yakalım geceleri!
Sıcaklığımı hisset bedeninde,
Öylece kalalım aşk ateşiyle...

 

Sahure Kalafat

<< FİLİSTİN ŞİİRİM >>

<< AŞKIM ŞİİRİM >>

Bunları Biliyor muydunuz ?

Evliyâ Çelebi'nin Ünlü Eseri ''Seyahatnâme'''sinde Üsküdar'ın asıl isminin ''Eskidar'' olduğunu açıkladığını.

Harun-ür-Reşid'in Hâlife olmadan önce 166. Hicri /782. Milâdi Yılında Üsküdar önlerinde geldiğini, bir seneden fazla Ordusuyla burada kaldığını

Vâktiyle İstanbul'un Üç Beldesinden Birinin Üsküdar olduğunu,

Üsküdar'ın çok büyük bir kısmının Asırlardır Vâkvedilen Eserlerden oluştuğunu ve bunların büyük bir kısmının yağmalandığını ve yıkıldığını, yerlerine çok katlı yeni apartmanlar ve işyerleri yapıldığını...

Vâktiyle çok zengin Vâkif olan Âziz Mâhmud Hüdâ-i Efendi Vâkfı'nın bu yağmadan nâsibini aldığını, etrafındaki yeni yapılan apartman arsalarının, Âziz Mahmud Hüdâ-i efendi vâkfina ait olduğunu,

Üsküdar sahilinde bulunan, denizle kuçaklaşan, eskiden karayla bağlantısı denize dökme taşlarla sağlanan, Mimar sinan'ın şâheseri, kuşlar konmadığı için, halk arasında kuş konmaz Câmii olarakta bilinen, Mimar Sinan'ın Yâdığarı Şemsipâşa Câmii'nin 1938. yılına Kadar ihmâl edildiğini, Minâresinin yıkıldığını, harap bir hâlde bırakıldığını, Medrese odaları ve dersanelerin Âhır, Ağıl, ve Âbdesthâne Hâline getirildiğini ve Atatürk'ün ölmeden önce Minâreyi tekrar yaptırıp Külliye'yi esaslı bir şekilde onardığını ve halka açtığını...

Üsküdar'da seksenli yıllardan başlayarak, yapılan apartmanların ağırlığı nedeniyle, Şemsipaşâ Câmii'nin Salacak tarafının hergecen gün, biraz daha denize doğru kaymakta olduğunu,

Zeynep - Kâmil Hastanesi'nin kurucularının Osmânlı Paşâlarından Yusuf Kâmil Paşâ ve eşi Zeynep Hanım olduğunu ve hastanenin iksinin ismi ile Anıldığını,

Buğün Üsküdar'da pek çoğu kaybolma tehlikesi geçiren pek çoğu yıkılan,Namâzgah, şâdırvan, âbdesthâne, imârethâne Olduğunu,

İlk Telgraf makinesinin zamanın Sultânı Âbdülmecid'e Beylerbeyi Sarâyında Gösterildiği Osmânlıların da bu buluşu beğenerek kullanmaya başladığını,

Târih-i Mimâr Sinan Çarşısının Yakın Zamanlara kadar harâbe hâlınde bırakılıp yıkılmakta olduğunu, aslında bir Hamam olan Târih-i binayı Gümülcine'li Mehmet Bozkurt'un 1929. yılında yıkılmak üzre Satılırken alarak, Restore ettiğini ve bu günlere ulaşmasını sağladığını,

Bunca Târih düşmanlığına ve yıkıma rağmen Üsküdar'daki yüzlerce Çeşme,Hamam, Şâdirvan,Şemsipaşa lisesi (Şemsipaşa Râhibe okulu ), Sadaka taşı, Sebil, Câmii, Namâzgah, Sarây, Türbeler, Sarnıç, İmârethâne ve Kütüphânenin halâ inatlâ ayakta kaldığını....

Sevgilerimle, sahure kalafat

« Önceki :: Sonraki »